Konya

gölge

Konya toki,konya toki evleri,konya toki konutları hakkında geniş bilgilere yer verdiğimiz sitede Mevlana şehrini de yakından tanımak konut alacakların yararına olacaktır.

Konya Tarihçesi

İhtisap Ağalığı ( Çarşı Ağalığı)

Konya’da ilk mahalli teşkilatın 1830 yılında Çarşı Ağalığı (İhtisap Ağalığı) adı altında kurulduğu belirtilmektedir. Bu teşkilatın 1876 yılında belediye teşkilatı haline dönüştürülmesiyle Konya İlk belediyesine sahip olmuştur.

Konya Belediyesi’nin kuruluş tarihiyle ilgili olarak bazı kaynaklarda 1868 yılı verilmektedir.Belediye Başkanı olarak Muhasebeci Rahmi Bey’in adı geçmekte olup görevden ayrılış tarihi 1869’dur. 1869 -1876 yılları arasında herhangi bir belediye başkanı kaynakta belirtilmediğinden, Belediye’nin kuruluş tarihini 1876 olarak kabul etmek daha doğru olacaktır.

Seyyahlar 1800 ve daha sonraki yıllarda Konya nüfusunu 15.000 – 20.000 arasında göstermiştir. 1853 yılında Konya’ya gelmiş olan Jeolog P.D. Techihatchef şehrin nüfusunun 22.500, 1890 yılında ise Seyyah M.Gine 44.000 olduğunu yazmaktadır.

1868 yılı salnamesi Konya nüfusunu 16.732 Sille ve Hatunsaray ile birlikte 17.649 olarak göstermektedir. 1884 salnamesine göre nüfus 40.795’tir. 1894 salnamesine göre ise, 9.265 hanede 42.318 Müslüman, 1566 Ermeni, 899 Rum olmak üzere toplam 44.762’dir

Seyyahnamelerin ve salnamelerin verdiği rakamlar Konya nüfusunun uzun yıllar 20.000 – 40.000 arasında olduğunu, fazla bir değişiklik göstermediğini, şehrin çeşitli nedenlerle gelişemediğini belirtmektedir.

1923 yılında Belediye’nin bütçesi, 64.000 TL’dir. Belediye hizmet sahası 110 km² ‘dir. Şehirde elektrik yoktur ve içme suyu, Su Komisyonu tarafından işletilmektedir. Bu yıllarda belediye su dağıtım işleriyle ilgilenmemektedir.İçme suyu kaynağı olarak o yıllarda Çayırbağı

kaynağı kullanılmaktaydı.

1923 yılında Belediye Teşkilatı ve personel durumu

Meclis üyesi :12 Kişi

İdari İşler :1 Muhasebeci, 2 Katip

Fen İşleri :1 Fen Memuru

Sağlık İşleri :1 Doktor, 1 Aşı Memuru, 1 Ebe

Temizlik İşleri :1 Memur, 10 Hademe, 1 Bekçi, 1 Ahırcı

Zabıta İşleri: :1 Müfettiş, 1 Müfettiş Muavini, 9 Kolcu ( Zabıta Memuru )

1924 yılında şehre Mukbil ve Beypınarı içme suları getirilmiştir. 1926 yılında Konya Belediyesi, 831 sayılı kanun gereği şehrin su tesisatını devralmıştır. Yine 1926 yılında Atatürk Anıtı dikilmiştir. 1924 – 1925 yıllarında Belediye itfaiye teşkilatı kurulmuştur. 1929 yılında ise Dere Hidroelektrik Santralı inşa edilmiş ve genel aydınlatma yapılmıştır.

Belediye, 1931 yılında 16200 hektarlık sahada 47.826 kişiye hizmet vermekteydi. Şehirde 123 mahalle vardı. Belediye Meclisi 30 kişi, hizmet sahası 110 km²idi. 1942’de şehrin ilk planı yapıldı. 1937’de İtfaiye Teşkilatı motorlu araçlarla kısmen teçhiz edilmiştir.

Yine bu devirde Belediye Mezbahası inşa edilmiş, Dutlu içme suyu 01.06.1937 tarihinde şehir şebekesine bağlanmıştır. Ayrıca büz fabrikası yapılmıştır.

Meram Yeni Yol Alt Geçidi

1945 yılında mahalle muhtarlıkları ihdas olunarak mahalle mümessillikleri kaldırılmış ve mahalle işleri Belediye’den alınmıştır. 1946 yılında 4 otobüs ile İstasyon ve Meram semtlerine şehir içi yolcu nakline başlanmıştır.1946’da Konya Elektrik A.Ş. tasfiye edilerek Konya Belediyesi tarafından katma bütçeli Elektrik, Su, Otobüs, (ESO) İşletmeleri kurulmuştur. 1926’dan 1946’ya kadar Konya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nce yürütülen şehir içme suyu işleri 1946 yılında ESO ’ya devredilmiş, 1949 yılında Eski Meram Yolu’nda dizel elektrik santralı inşa edilerek işletmeye açılmıştır.

1950 yılında asfalt inşaatı başlamış, ilk asfalt yol Meram yolu olmuştur.1952 yılında şehirdeki asfalt yol 28.000 m²’dir.

Konya Belediyesi’nin 1953-1962 yılları arasındaki on yıllık bütçesinin toplamı yaklaşık 55 Milyon TL. ve on yıllık yatırımın bütçeye oranı %52’dir. Belediye hizmet alanı 162 km² dir. 1962 yılı sonunda şehir kanalizasyon şebekesinin uzunluğu 16.308 metreye, asfalt yol miktarı 426.403 m²’ye ulaşmıştır.

Şehir içinde sondaj kuyuları açılarak içme suyu şebekesine ilave edilmiştir. 1953 yılında Göksu Hidroelektrik santralı, ihale edilmiş ve 14.01.1959 tarihinde birinci kısmı işletmeye açılmıştır.

1958 yılında Alaaddin tepesi üzerine inşa edilen Torance gazinosu 70 ‘li yıllarda tadilat görerek Nikah ve Düğün Salonuna dönüştürüldü.1989 yılında Alaaddin Keykubat salonu adıyla Konferans, Toplantı, Düğün ve Nişan programlarına tahsis edildi. İkinci geniş kapsamlı tamir ve tadilatını ise 2001 ve 2002 yıllarında gören salon hizmete devam etmektedir.

Meram Yeni Yol altgeçidi, Devlet Demir Yolları ile ortaklaşa bir projeyle, 1960 yılında trafiğe açılmıştır.

10.05.1966 tarihinde yeni şehir imar planı yaptırılmış, bu devrede şehrin çeşitli yerlerine sondaj kuyuları açılarak içme suyu şebekesine dahil edilmiştir. 1965 yılında asfalt şantiye tesisleri kurulmuştur.

1963 yılında İmar Müdürlüğü, 1967 yılında Armoni Mızıkası, 1970 yılında Otogar Müdürlüğü ve Fuar Müdürlüğü, 1971 yılında ise Bahçeler Müdürlüğü Belediye bünyesine katılmıştır. 1970 yılında Yeni otogar hizmete açılmıştır. 1972 yılında Göksu Hidroelektrik Santrali, Türkiye Elektrik Kurumu’na devredilmiştir.

Konya Milli Fuarı Açılıyor

1968 yılında bugünkü Konya Milli Fuarı’nın nüvesini teşkil etmek üzere Kültürpark olarak temeli atılıp inşaatına başlanan Fuar alanı, 1970 yılında tamamlanarak yeni ilavelerle 30 Ağustos 1970 tarihinde 1. Konya Milli Fuarı olarak hizmete açılmıştır. İlkin 45.000 m² lik Fuar alanı, gördüğü rağbet ve halkın büyük ilgisinden dolayı 100.000 m² ‘ye çıkarılmıştır.

Önceki dönem ile birlikte bu yıllar altyapı yatırımlarına ağırlık verildiği, Gecekondu Önleme Bölgeleri’nin oluşturulmaya başlandığı ve şehrin gelişiminin batıya doğru kayışının hızlandığı yıllardır.

1973 yılında Koyunoğlu Müzesi, Belediye’ye devredilmiştir. Adnan Menderes Toptan Sebze Hali ise Yeni Otogar’ın kuzeyinde, 1977 yılında bitirilerek eski hal denilen şimdiki matbaacılar ve balıkçıların bulunduğu yerden taşınmıştır.Yine aynı yılda Konestaş Ekmek Fabrikası açılmıştır. Konya Kamyon Garajı da (Karatay Sanayi güneyinde) 1978’de hizmete girmiştir.

Elektrik İdaresi ESO’dan Ayrılıyor

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra 25 Eylül 1980 tarihinde kabul edilen 2303 sayılı kanunla bütün belediye meclislerinin feshedilmesi ve belediye başkanlarının da görevinden alınması üzerine Konya Valisi, Belediye Başkanlığı görevini de yürütmeye başlamıştır.

Milli Güvenlik Konsey’inin 34 numaralı kararı ile “ülkemizde hızlı nüfus artışı ve köyden kente göçün sonucu olarak büyük kentlerimizin yakınlarda teşekkül etmiş olan belediyelerin; aydınlatma, su, kanalizasyon ve ulaştırma gibi hizmetlerini yeterli bir şekilde halkımıza götürmediği ve kontrolün aksamasına neden olduğu” gerekçesiyle bu durumdaki belediyelerin Sıkıyönetim Komutanlıkları’nın emirleri ile belediyelere bağlanmaları öngörülmüştür. Bu şekilde 2. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 25 nolu bildirisi ile uygun bulması sonucu Konya Belediyesi çevresinde bulunan Dere, Sille, Hocacihan belediyeleri ile Kayacık, Tatlıcak, Saraçoğlu, Taşrakaraaslan, Elmacı, Yaylapınar, Hasanköy, Karahüyük, Yeni Kozağaç, Beybes, Hatıp, Köyceğiz, Yazır köyleri Konya Belediyesi’ne bağlanmıştır. Bu yerlerden Dere ve Sille Belediyeleri, Konya Belediyesi’nin Şube Müdürlüğü, diğerleri ise mahallesi haline getirilmiştir.

Bu ilhaklarla Belediye hizmet alanı 38 bin 700 hektardan 77 bin 600 hektara (mücavir alanla birlikte 128 bin 600 hektar) çıkmış; merkez nüfus 329 bin 139’dan 353.300 ‘e yükselmiştir.

Milli Güvenlik Konseyi’nin 34 numaralı kararı daha sonra 08.12.1981 gün ve 2561 sayılı “Büyükşehirlerin Yakın Çevresindeki Yerleşim Ana Belediyelere Bağlanmaları Hakkındaki Kanun” ile kesinleşmiştir.

Bu dönemde, 11 Eylül 1982 tarih ve 2705 sayılı yasa gereğince ESO İşletmeleri Müessesesi’nin Elektrik bölümü ile Dere Hidroelektrik santrali 1 Kasım 1982 tarihinde güç kaybı bulunmayan ve 2000 yılına göre hazırlanan elektrik projesinin %90 gerçekleştirilmiş bir elektrik şebekesi olarak TEK’e devredilmiştir.

1973 yılında devralınan Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi 1984 yılında yeni binasında hizmete açılmıştır.

Mayıs 1986’da Siemens Ağ firmasına, Konya Raylı Sistem Proje’sinin yurtdışı malzeme ve mühendislik hizmetleri işi ihale edilmiştir.Aynı yıl Belediye Sarayı(hizmet binası) hizmete girmiş, halen burada hizmetini sürdürmektedir.

Konya Belediyesi, 20.06.1987 tarihinde kabul edilen; 27.06.1987 gün ve 19500sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3399 sayılı kanunla “Büyükşehir Belediyesi” haline dönüştürülmüştür.

Kabataş Caddesi ( Denktaş cd.) alt geçidi ile Meram Eski Yol caddesi üst geçidi de 1988 yılında trafiğe açılmıştır.

Büyükşehir Belediyesine Geçiş

1989 yılı Mart ayında yapılan mahalli ( yerel) seçimlere Konya Büyükşehir ve üç merkez ilçe (Meram-Selçuklu-Karatay) olarak girilmiş ve artık Konya biri Büyükşehir olmak üzere dört belediye başkanıyla idare edilmeye başlamıştır.

13 Temmuz 1987’de temeli atılan Hafif Raylı Sistem, Eylül 1992’de hizmete girmiştir. 28.09.1989 tarihinde Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuş ve BESO son bulmuştur.BESO’nun su ile ilgili görevleri ve Fen Müdürlüğü tarafından yürütülen kanalizasyon işleri, KOSKİ’ye geçmiştir.BESO’ya ait otobüs işletmesi, Otobüs İşletmeleri Genel Müdürlüğü adı altında faaliyetlerine devam ettikten sonra Eylül 1992’de Hafif Raylı Sistem’in de devreye girmesiyle Toplu Ulaşım İşletmesi adını almıştır.

1993 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi, Japonya’da dünyanın en başarılı on belediyesinden birisi olarak adını dünyaya duyurmuştur.

16.11.1988’de ihale edilen Konya İçme Suyu Arıtma Tesisi 10.04.1995’te hizmete girmiştir.

29 Temmuz 1995’te Selçuklu Belediyesi sınırları dahilinde (İstanbul yoluna) Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin temeli atılmış, 2000 yılında da hizmete açılmıştır.

5 Aralık 1990’da hizmete giren Uygun Satış mağazaları, USAM, alanında yapmış olduğu öncülüğü tamamlaması ve Konya’da marketçiliğin yayılması nedeniyle 28 Kasım 1995’te özelleştirilmiştir.

21 Aralık 1995’te Raylı Sistem’in 2.kısmı (Cumhuriyet Mah. Kampus arası) hizmete açılmıştır.

Trafik sorununa kalıcı ve sağlıklı çözümler üretmek amacıyla inşa edilen İhsaniye Alt Geçiti ve Sanayi Köprülü Kavşağı Kasım 1997’de hizmete açılmıştır.

Kültür Sanatta Önemli Hizmetler

Doksanlı yıllarda kültür hizmetlerine de önem verilmeye başlanmıştır.

Kukla, Ortaoyunu ile öz kültürümüzü yansıtmak ve dünü bugünde yaşatmak için 22 Kasım 1996’da Kukla Tiyatrosu kurulmuştur.

Hat, Ebru, Tezhib ve Osmanlı Türkçe’si gibi derslerin verildiği Destegül Güzel Sanatlar mektebi de 12 Nisan 1997 tarihinden başlayarak eğitimini sürdürmektedir.

Büyükşehir Belediye’si, yapmış olduğu başarılı kitap yayıncılığı ile de takdir toplayarak 1997 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nce “Kamu Kurum Yayıncılığı” dalında birincilik ödülünü almıştır.

Türk Tasavvuf Musikisini geliştirmek ve bu alanda eğitim vermek üzere 16.07.1997 tarihinde Türk Tasavvuf Musiki Korosu ve sema grubu kurulmuştur.

Ayrıca her yıl; Mevlana’yı anma programları, Altınbaşak Kültür-Sanat Etkinlikleri, Ramazan Etkinlikleri, Aşıklar Bayramı, Çocuk Şenlikleri, Sempozyum, Kongre ve panallerle dolu olarak yılda yüz günü aşan bir faaliyet programı uygulanmaya devam etmektedir.

1880 tarihli belediye kanununa göre Konya Belediyesi 12 üyeden oluşurdu. Bu heyet 4 sene müddetle seçilir, içlerinden birisi de mahallinin en büyük mülkiye memuru tarafından belediye reisliğine tayin olurdu. 1922 yılı içerisinde çıkarılan bir kanunla bu usul değiştirildi. Buna göre 12 üyeden oluşan heyetten yarısı her iki senede bir yeniden seçilmeye başlandı. Seçim yenilendikçe bu heyet kendi aralarından birisini reisliğe seçmeleri usulü kabul olundu. Bu kanun belediye meclislerinin ve bilhassa belediye başkanlığının itibarını artırdı. Ayrıca Konyalıların daha demokratik bir şekilde temsili sağlanmış olup belediye başkanlarını valinin masraf görmekle vazifeli bir memuru olmak durumundan kurtardığı gibi belediye heyet ve başkanlarına geniş bir çalışma alanı hazırlamıştı.

Bu yeni kanuna göre 1923 yılının mart ayının ilk günü Konya Belediye heyeti çalışmaya başladı. İlk iş olarak reis seçiminin yenilenmesi istendi. Eski heyetten kura ile kalmış olanlardan 5 kişi belediye başkanının yeniden seçilmesine iştirak etmediler ve bu yapılan seçimi legal olup olmadığını gündeme getirmişler. Bunun üzerine valilik makamına başvurulmuş, bu başvuru İçişleri Bakanlığı tarafından olumsuz cevaplandırılmıştır. Bunun üzerine 1922 yılında çıkarılan kanunun iyice tefsir edilebilmesi için Büyük Millet Meclisine başvurulmuştur. Uygun netice 4 ay sonra alınabilmiş ve belediye reisliği çalışmalarına 4 ay sonra başlayabilmiştir.

1923 yılı Belediye seçimi Konya’da çok hararetli olmuştur. Bu seçime seçmenlerin %90nı katılmış olup, bu seçmenlerin %80ninin seçtiği 6 kişilik bir heyet temsil görevini üstüne almıştır. Selçuk Es’in babası Kazım Gürel Bey de bu heyet arasında bulunmaktadır. Ve 4 ay sonra bu 6 kişilik heyet Kazım Gürel Beyi Belediye başkanı seçmiştir.

Bu seçimlere kadar şehrin durumu şöyleydi; şehrin içindeki en işlek caddeler bile harap ve yol denilemeyecek bir haldeydi, yağmurlu havalarda dizlere kadar çamur olurdu. Hükümet meydanından İstasyona giden yol üzerinde 180 metre uzunluğundaki tek taraflı bir yaya kaldırımından başka şehrin hiçbir tarafında yaya kaldırımı yoktu. Şehirde genel aydınlatma namına birkaç noktadaki lüks lambasından başka hiçbir aydınlatma vasıtası yoktu. İhtiyaca uygun mezbaha bulunmadığı gibi Söylemez’in Tekkesi yanındaki ilkel mezbaha da mahalle kenarında bulunduğundan ve bakımsızlıktan dolayı bilhassa sıcak mevsimlerde yaydığı ağır kokularla civar mahalleleri rahatsız ediyordu. Halkın gezmesini, eğlenmesini, hava almasını sağlayacak bahçeler, meydanlar, spor sahaları, sinema ve tiyatro binaları yoktu. Şehirde itfaiye teşkilatı yoktu. Belediyede temizlik işleri kadrosu 1 memur, 10 hademe, 1 bekçi ve 1 ahırdan ibaretti. Bunlar da yalnız çarşının temizliğine bile yetmiyorlardı. Bütün temizlik işleri araçları tek atlı 3 çöp arabası ile 2 el arabasından ibaretti. Belediye Sağlık İşleri heyeti; 1 doktor, 1 aşı memuru ve 1 ebeden ibaretti.1 fen memuru vardı. Muhasebe ve yazı işleri 3 memur tarafından yürütülüyor, kayıtlar ve hesaplar içinden çıkılamaz bir halde bulunuyordu. Zabıta teşkilatı yoktu. Bu vazife 2 memur ve 7 kolcu tarafından görülüyordu. Belediye 6 oda, bir salonlu ufak tek katlı ve kiralık bir binada bulunuyordu.

1923 yılındaki Belediyenin bütçesi 64.000tl den ibaretti. 1923 yılından 1927 yılı Ağustosuna kadar Kazım Gürün Bey tarafından yürütülen belediye başkanlığı sırasında Belediye geliri 4 yıl evvelkine nazaran 6 misline yükselmiştir. 1927 yılında Konya Belediyesinin Emlak ve Eytam Bankasına ve Ziraat Bankasına, Konya Milli İktisat Bankasına olmak üzere 3 bankaya 210.000tl borcu vardır. 4 sene içerisinde menkul ve gayrı menkuller alınmış yol inşası, istimlak asri hela çeşmeler, su yolları su depoları, çukur ve bataklıkların kurutulması yeni yollar açılması, bahçelerin ve fidanlıkların tanzimi gibi işler yapılmıştır.

Bu dönemde yapılan işler şöyledir; Buğday Pazarı’nın doğu semtinde büyük bir buğday deposu kâgir olarak yaptırılmıştır. O devirde askeri hastane olarak kullanılmış olan eski kasaphane mevkiinde bir katı tamamen ince yontma Sille taşından büyük bir bina yapılmıştır. Alaaddin Tepesi’ndeki Belediye sinema ve tiyatro binası harap halde iken satın alınıp sinema ve tiyatro binası şeklinde tanzim olunmuştur. İstanbul Caddesi üzerinde asri ekmek fabrikası yapılmıştır. Alaaddin Tepesi’ndeki halkevi binası üstü açık dört duvardan ibaret satın alınıp tadil, inşa ve tanzim edilmiştir. Sahibi belli olmayan Yüksek Mezarlık civarındaki belediye depoları olarak kullanılmış birer katlı 3 bina yaptırılmıştır. Eski At Pazarı’ndaki 1 dükkan ve İstasyonda 16 ahşap dükkan ile İstasyon Caddesi üzerindeki o zamanki mıntıka komutanlığının bulunduğu iki daireli büyük bina satın alınmıştır. Alaaddin Tepesi üzerindeki geçici elektrik santral binası büyük tesis kurulunca tepenin tanzimi sırasında kaldırılmıştır. Dede Bahçesi’nin satın alınarak gezinti mahalli halinde tanzim ve büyük bir kısmının fidanlık haline getirilmesi, tenis kotları ve dans pistinin yapılması, mevcut havuzun yüzme havuzu şekline sokulması sağlanmıştır. Dede Bahçesi’nin bir parçası üzerine ufak ölçüde hayvanat bahçesi vücuda getirilmiştir. 10.6 km uzunluğunda Sille taş ocaklarına kadar inşa ettirilmiş dekovil hattı daha sonraki yıllarda Milli Savunma Bakanlığı’na satılmıştır. Ayrıca 8 tonluk 1 silindir, 4 tonluk hela ve lağım temizlemesine mahsus 1 makine, 3 tonluk Fiat markalı yeni arasöz, 1 adet Stode markalı yeni hizmet otomobili, 3 tonluk Amerikan malı arasöz, 1 adet su motoru ve Geçici elektrik üretimi için 50 beygir kuvvetinde Dizel motor satın alınmıştır. Belediye dairesine, evlenme salonuna tiyatro ve sinema binasına eşya satın alınmıştır. Kereste Pazarı, Gariplerde iki parça arsa ve Tahir Ağa kahvehanesinin bahçesi olarak kullanılan iz kalmamış kabir yeri ve Askeri Orta okul karşısındaki terkedilmiş Baltaoğlu Bahçesi belediyeye kazandırılmıştır. Ayrıca 3 adet Zindankale civarında, diğerleri ise Muhacir Pazarı ve Gazi Alemşah Mahallesi’nde olmak üzere 9 parça arsa belediye namına satın alınmıştır.

İstasyon caddesi üzerindeki Atatürk Anıtı ve etrafındaki bahçenin tesis ve tanzimi yapılmıştır. Anıt yakınındaki harap belediye bahçesinin mozaik duvarlarla çevrilmiş ve tak gibi yaptırılan büyük kapısı, güney yönünden genişletilerek tanzim olunmuştur. Şerafettin Cami yakınında yeraltına asri bir hela yaptırılmıştır. Ayrıca Selimiye Cami civarında ve çarşı içinde iki asri hela daha yaptırılmıştır. Sanat enstitüsü önündeki medrese yeri park haline getirilmiş ve tanzim edilmiştir. Şerafetin camiinin güney yönündeki kabir yerinin bahçe halinde tesviye ve tanzim edilmiştir. Gazi Alemşah Mahallesi’nde Fahrettin Paşa bahçesinin tesis, tanzimi ile burada bir havuz ve çeşme inşası tamamlanmıştır. Alaaddin Tepesi’ndeki şimdiki Orduevi yerindeki iki kilise ile Hıristiyan mezarlığının ve yıktırılan saat kulesi enkazının tamamen temizlenmesi ve tepenin ağaçlandırılması tamamlanmıştır. Birisi Kapı Camisinin bitişiğinde, diğer ikisi de Aziziye Camii bitişiğinde 3 çeşme ile Zafer Çeşmesi, Hastane Caddesi’ndeki çeşme yaptırılmıştır. Hükümet Konağı’nın batı cihetindeki Kümbet ile halk arasında sidiklik denilen tevkifhane binası çevresindeki binaların o zamanki jandarma koğuşuna kadar kaldırılarak yerlerinin meydan ve yol halinde tanzimi yapılmıştır. Şerafettin Camii’nin güneyindeki kümbetin kaldırılarak mihrap kısmının dıştan kümbete bitişik olan tarafı aynı cinsten Gödene taşı ve malzeme ile esas inşa tarz ve şekline uygun olarak yapılması ve iki pencere arasının alt kısmına caminin inşa tarihine kitabenin konulması sağlanmıştır. Şehir içindeki su birikintilerine sebep olan bir çok yerde çukur yerlerin doldurulması ve bilhassa kışla civarında göl halindeki bataklığın kurutulması tamamlanmıştır. Meramda su baskınından yıkılan Müftü Gediği’nin tamamen taştan olmak üzere yeniden inşası ile Server Yöresi’nin sel basmak tehlikesinden kurtulması sağlanmıştır.

Su komisyonu Mukbil ve Bey pınarı suyunun Dere köyü içinden geçen 1.5 kmlik kısmının güzergahı değiştirmiş olmasından dolayı su akımı kesintiye uğramış ve sular geriye tepmiştir. Bu hata yeni istimlâkler yapılarak yeni bir güzergahta yeniden borular döşenmek suretiyle düzeltilmiştir. Alaaddin Tepesi’ndeki büyük depoya ek olmak üzere 250 m3 hacminde yeni iki depo inşa olunmuştur. Bu arada bazı su yollarının ve eski su deposunun da onarımı yapılmıştır. Şehrin su planları David Gruve adındaki bir Alman mühendise gelecekte ki ihtiyaçlar da gözetilerek, 100 bin nüfus üzerinden nüfus başına 120 lt isabet edecek şekilde tanzim ettirilmiş Ve bu plan Sağlık Bakanlığının tetkik ve tasdikinden geçmiştir. Daha sonraları Alaaddin Tepesi’ndeki su depolarının çatladığı ve su sızdırdığı konusunda Kazım Gürel hakkında basında tenkit yazıları çıkmıştır. Kazım Gürel ise bu tenkitleri şöyle cevaplamıştır; “Depoları kendisinin yaptırmadığını, onların keşif ve planlarını Konya Ovası Sulama İdaresi yüksek mühendislerinden Nazmi Bey tarafından yaptırıldığı ve Sağlık Bakanlığının tasdikinden sonra eksiltme usulü ile ihaleye konduğu” belirtmektedir. Kazım Gürel “inşaatın bitiminden önce de belediye başkanlığından ayrıldığını ve bu işte bir hata olmuşsa yahut geçici ve kesin kabullerinde dikkat gösterilmemişse kabahatin kendisine ait olamayacağını” söylemektedir. Ve ekleyerek “Alaaddin Tepesi suni olduğu için bazı sakatlıkların olabileceğini ve hatta Ferit Paşa’nın yaptırdığı büyük deponun kısmen tepenin içine gömülü olduğu halde yine de sakatlıkların önünün alınamadığının ve defalarca onarımlar yapıldığı halde daim tamirata ihtiyaçlar gösterdiği” bildirmektedir.

Şehir içindeki su tevzi şebekesi Çayırbağı Suyu geldiği zaman o günkü su miktarına ve ihtiyaçlara göre vücuda getirilmiştir. Bu ev şebekesinden sonra getirilen Mukbil, Bey Pınarı Tutlu sularının miktarına ve gelecek zamanların ihtiyacına göre düzenlenmediği için uzak mahallelere çok zaman su akmamakta basınç kaybolmaktadır. Çayırbağı suyu yönündeki boruların doğal ömürleri bitmek üzere olduğundan şehir ağır bir su sıkıntısı ile karşı karşıyadır.

Bu devre içinde şehir dahilinde 10.091 metre yeni baştan yapılmış, 11.109 metre tamir edilmiş parke kaldırım (yaya kaldırımı) yapılmıştır. Ayrıca 37.650 metre yeni baştan yapılmış, 23.800 metre ise tamir edilmiş şose yol yapılmıştır. Bunun dışında 56.900 metre yeni baştan, 33.100 metre ise tamiren adi kaldırım vücuda getirilmiştir. 48.200 metre kaldırım ise, çeşitli mahalle halkına kamilen taşları, kısmen kumları belediyeden sağlanmak şartıyla yaptırılmıştır. Şehir içindeki lağımlar yer yer tamir edilmiştir. Hükümet meydanından Alaaddin Tepesi’ne kadar 500 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde büyük bir cadde açılarak parke taşları döşenmiştir. Ortasındaki refüşler de yaptırılmıştır. İstasyon Meydanı’ndan Anıt Alanı’na kadar olan 850 metre uzunluğundaki İstasyon Caddesi 20 metre olacak şekilde genişletilmiştir. Buğday Pazarı ve Saman Pazarı arasındaki dar sokak 20 metreye varacak şekilde genişletilmiştir. Eski Polis okulu önünden hapishane caddesine çıkan yol 20 metre genişletilmiştir. Larende civarındaki İhtiyarüddin Mahallesi’ndeki çıkmaz sokak ile Piri Paşa Mahallesi’ndeki Piri Paşa çıkmaz sokakları açılarak çıkar hale getirilmiştir. Hastane Caddesi genişletilerek 20 metreye vardırılmıştır. Bu genişletme esnasında yol içinde kalan su kanalı kuzeye çekilmiştir. Şehir içindeki 4 yerde yeniden meydan açılmış eski 2 meydanla 3 mevkideki bahçelerde genişletilmeler yapılmıştır. Bu devre içinde 21.000tllik istimlak yapılmıştır.

Bu devirde belediye yazı ve hesap işleri ayrılmış, hesap işleri müdürlüğü kurulmuştur. İlk defa muhasebe-i Belediye talimnamesine göre kayıt ve hesaplar tutulmaya başlanmıştır. Sağlık kadrosu 2 misline çıkarılmış itfaiye ve zabıta müdürlükleri kurulmuş, temizlik kadrosu 5 misli genişletilmiş temizlik işleri ve itfaiyeye araçlar alınmıştır.

Şehrin elektrik imtiyazı meşrutiyet devrinde yerli bir müesseseye verilmiş olup, 1 Dünya Harbi’ni takip eden günlerde bu müessese taahhüdünü yerine getiremediğinden sözleşmesi Milli Hükümetçe feshedilmiştir. Daha sonraları şehrin elektrik ihtiyacını belediye üzerine almıştır. 500.000tl lik bir anonim şirket kurularak elektrik imtiyazı bu şirkete devredilmiştir. Bu şirkete belediye 150.000tl ile iştirak etmiş olup, Konya Valiliği özel muhasebesi de belli bir miktar para ile iştirak etmiştir. Bundan başka bu anonim şirkete halktan ve 125.000lik yabancı sermaye temin olunmuştur.

Ayrıca mevcut mezbahada devamlı temizlik ve kontroller yapılmıştır. O zamanlar Konya’ya yılda 250 bin küçükbaş, 30 bin büyük baş kasaplık hayvan gelmektedir. Bu cihetten Konya’da yeni bir mezbaha yapılması ihtiyacı doğmuştur. Bu mezbahanın planları bu devre yapılmıştır.

Belediye alacakları tamamen tahsis edilmiştir. Şehirdeki Sağlık tesislerine İslam Eserleri Müzesine Özel hayvan hastanesine diğer hayırlı cemiyetlere para yardımında bulunulmuştur. Konya telgraf ve Konya posta Baş müdürlüğüne bina yapılmak şartı ile arsa temin edilmiştir. Ziraat Bankasına belediyece arsa verilmek suretiyle şube binasının yaptırılması temin olunmuştur. Eski bina iki sene evvel meydan yapmak için yıktırılmıştır.

Şehrin büyük bir biçimde toz derdi vardır. Şehirdeki kerpiç bina inşaatının önlenmesi dolayısıyla tozun azaltılması için taş fiyatlarında ucuzluk sağlamak maksadıyla Sille taş ocaklarına bir dekovil hattı yapılmıştır. Şehir içindeki adi yollarla adi kaldırımların ve şose yolların yerine parke kaldırım yapılması tozu azaltmıştır. Ayrıca civardaki granit ocaklarının belediye namına ruhsatları alınmış, Kaymakamlık vasıtası ile Bandırma’dan 3 parke ustası ile İstanbul belediyesinden bir parke döşeme ustası getirtilmiş ve bunların yanında yerli ustalar yetiştirilerek ilk defa hükümet meydanından Alaaddin Tepesi’ne kadar büyük cadde ile Anıt etrafında parke kaldırımı yapılmıştır. Şehrin ağaçlandırılması hususunda iki fidan bahçesinde yetiştirilen fidanlar umumi yollara meydanlara ve boş yerlere diktirilerek ayrıca halka da parasız verilerek şehir ağaçlandırılmıştır.

Koyunoğlu Müzesi, Müze Araştırmacısı, Konya-2005

Osmanlı İmparatorluğu devrinde her şehir ve kasabada beldenin temizlik işleri ve esnafın kontrolüne mahallin kadısı hükmederdi. Tabiatıyla da Konya da bu şekilde idi. 1826 yılında İhtisab Nezareti’nin kurulmasıyla bu görevler şehirlerde İhtisab Ağalarına verilmiştir. 1846 yılında vilayet teşkilatlarıyla belediyeler kurulmuş İhtisab Ağalıkları lağvedilmiştir. Ancak Konya’da ilk belediye teşkilatı 1868 yılında kurulmuştur. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar dar bir kadroyla vazife gören Konya Belediyesi’nin 1923 yılındaki durumu şöyledir: Meclis üyesi 12 kişi, İdari işler; 1 muhasebeci, 1 başkan, 2 katip. Fen işleri: 1 Fen memuru. Sağlık işleri: 1doktor, 1 aşı memuru, 1 ebe. Temizlik işleri: 1 memur, 10 hademe, 1 bekçi, 1Ahırcı. Zabıta İşleri: 1 müfettiş, 1 Müfettiş Yardımcısı, 9 kolcu (Zabıta memuru)

Bütün belediye işleri bu yukarıda saydığımız kadro ile yapılıyordu. Belediyenin en önemli görevleri temizlik işleri ve zabıtalık işlerdi. Eskiden Konya’mızdaki binaların bir çoğunun damları toprak örtülü ve bacasız olduğundan olacak ki yangın senede bir ya da iki kere ya olur veya olmazdı. Bu yangınları da o zamanın itfaiyesinin gayreti ile çok kısa bir zamanda önlenirdi. 40 sene evvel belediyenin itfaiye teşkilatı yoktu. Buna da ihtiyacı görülmezdi. Bugün temizlik İşleri Müdürlüğü dediğimiz Tanzifat Dairesi’nde bütün alet edevat-itfaiyenin de işine yarayan-duvarlarda asılı kırmızı boyalı iki kazma, 4 kürek, 3 kanca, nikelaj kısımları kullanılmadığı için paslanmış 5 miğfer ile 10’ar metrelik hortumları bulunan iki emme basma tulumbadan ibaretti. Bu emme basma tulumbalar daha evvelleri Hükümet önüne getirilir bilhassa yaz günleri meydanı sulardı. Bu vazife iki teker üzerine yerleştirilmiş tek atlı varil arabaların arkasına bir metre boyunda hortum uzanır ve hortumun başında süzek kafası takıl olup bir temizlik işleri amelesinin süzek başının dip kısmında bağlı bulunan ipi sağa sola sallaması ile yollar sulanırsa da toz bir müddet sonra yolu tekrar kapatırdı.

1924 senesinden sonra bu iş eksoz düdüklü ilk alınan arasöze yaptırılarak diğer işe son verilmiştir. Tanzifat Dairesi 1958 yılında yıkıldı. Eski müftülük binasının güney-doğu ve kuzey kısmını çevrelemişti. Binanın durumu şöyle idi. Güney-batıya gelen kısımları müdüriyet kısımlarından ayrı olup, toprak damlı ahırları teşkil ederdi. Müdüriyet kısmının ön cepheye düşen bir sofa üzerinde sağlı sollu iki oda müdür ve personele ayrılmış olup, arka kısma düşen odalar ise temizlik işleri amelesi koğuşu idi. Binanın güney-doğu kısmı genellikle yolları sulayan dolayısıyla dolu olarak bir yangın vukuunda harekete geçmek üzere hazır duran tek at koşulu varilli arabalara ve çöp arabalarına tahsis olunmuştu.

Tanzifat amelesinin iki vazifesi vardı. Temizlik işleri ve itfaiye. Gündüzleri birkaç amele her hangi bir yangın ihtimaline karşı nöbetçi kalırdı. Fakat boş durmazlar ahırlara bakarlar, süpürge bağlarlardı. Akşamları bütün efrat daire önünde toplanırdı. O tarihlerde itfaiye teşkilatını başında Sille’li Ahmet Çavuş bulunurdu. 1923 yılında bir kazaya kurban gitmiştir. Bundan sonra yerine oğlu Sille’li İbrahim Efendi geçmiş olup, aynı zamanda belediyenin sokak elektriklerinin ve bayramları kurulan tak elektriklerinin kontrol ve bakıcısı görevini de görmüştür. 1929 senesi Cumhuriyet Bayramı arifesinde Hükümet Binası’nın Alaaddin Bulvarı köşesinde kurulan takı zafer cereyan verirken cereyana kapılarak ölmüştür.

Tanzifat dairesinin temizlik işleri kısmının başında ise 60 yaşlarında top sakallı iri kıyım Nevşehirli Battal Çavuş bulunurdu. Dairenin müdürü ise herkesin hürmet ettiği ve sevdiği Benderli İbrahim Bey’di.

Ekmeklerine mevsimlerine göre katık alarak atların dizginlerinden tutup akşamları işten dönen temizlik amelesini, atların ahırlara bağlanmasından sonra etrafına toplayarak bir müddet onlara vazifeleri hakkında talimat verir, bu hareket her zaman aynen devam ederdi.

1924 senesinde bir kış gece yarısında İplikçi Camisi’nin arkasına düşen Kürkçü Mahallesi’nde bir samanlık tutuşmuştu. Mahalle bekçisi koşarak itfaiyeye haber verir. Nöbetçi İtfaiye amelesi durumu haber alır almaz o gece nöbette bulunan temizlik işlerine bakan Battal Çavuşa bildirir. Battal Çavuş hemen koğuşa girip “kalkın ulan Devlet yanıyor- millet yanıyor” diye nara atmasıyla beraber, arkasından gelişi güzel rasgele elindeki copunu sağa sola vurması ile naranın verdiği sersemlik ve sopanın acısı ile neye uğradıklarını bilemeyen ameleler hemen arabalara davranır. İplikçi Cami’nin önüne gelmeden arabalardan birinin köhne tekerleri dağılır. Diğer birinin atının ayağı kayarak yıkılır velhasıl birkaç fire vererek yangın yerine gelirler. Yangın itfaiyenin yardımı ile kısmen su sıkılmak kısmen de yıkmak suretiyle söndürülür. Tesadüf yangının çıktığı evde oldukça geniş bir havuz varmış ve itfaiye efradından ikisi tulumbaya su almak üzere havuzun buzunu kırıp tenekelerini daldırırlar. Fakat dolu teneke ağır gelince iki itfaiye eri baş aşağı havuza düşerler. Bu sefer tulumba başındakiler yangını bırakarak buz altında kalan arkadaşlarını kurtarmaya çalışırlar. Velhasıl onlar kurtulur ve yangın söner itfaiye de koğuşuna döner. 1933 senesinde Anıt civarında vukua gelen bir samanlık yangınında ise itfaiye teşkilatı aşağı yukarı aynı olup, su varilleri yerine iki arozöz bulunmaktadır. Dolayısıyla emme basma tulumba da bu tarihlerde teşkilattan kaldırılmıştır. Bu günkü modern itfaiye teşkilatı 1938 senesinde kurulmuştur.

MEVLANA MÜZESİ

Bu gün müze olarak kullanılmakta olan Mevlana Dergahının yeri, Selçuklu Sarayının gül bahçesi iken bahçe, Sultan Alaadin Keykubat tarafından Mevlana’nın babası Sultanü’l Ulema Bahaeddin Veled’e hediye edilmiştir. Sultanü’l Ulema 12 ocak 1231 yılında vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesinde yapılan ilk defindir. Sultan’ül Ulema’nın ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlana’ya müracaat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlana “Gök Kubbe’den daha iyi türbe mi olur? Diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled mevlana’nın mezarının üstünde türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. “Kubbe-i Hadra” Yeşil Türbe denilen türbe dört fil ayağı (Kalın sutun) üzerine 130.000 Selçuki Dirhemine mimar Tebrizli Bedreddin’e yaptırılmıştır. Bu tarihtensonra inşaat faaliyetleri hiç bitmemiş, 19.y.y. ın sonuna kadar devametmiştir. Mevlevi Dergahı ve türbe 1926 yılında “Konya Asar-ı Atıka Müzesi” adı altında müze olarak hizme başlamıştır 1954 yılında ise müzenin teşhir tanzimi yeniden elden geçilmiş ve müzeni adı “Mevlana Müzesi olarak değiştirilmiştir. Müze alanı bahçesi ile birlikte 65000 m2. İken, yeni istimlak edilerek Gül bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m2. ye ulaşmıştır. Müzenin avlusuna “Dervişan Kapısı” ndan girilir. Avlunun Kuzey ve Batı yönü boyunca Derviş hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, Matbah ve Hürrem Paşa Türbesinden sonra, Üçler Mezarlığına açılan Hamuşun (Susmuşlar) kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa Türbeleri yanında Semâhâne ve Mescit bölümleri ile Mevlana ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır. Avluya Yavuz Sultan Selim’in 1512 yılında yaptırdığı üzeri kapalı Şadırvan ile Şeb-i Aruz (Düğün Gecesi) havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeşme, ayrı bir renk katmaktadır.
KARATAY MÜZESİ
Karatay Medresesi, Sultan İzzeddin Keykavus II. Devrinde Emir Celaleddin Karatay tarafından, 649 Hicri (1251 Miladi) yılında yaptırılmıştır. Mimarı bilinmemektedir. Osmanlılar Devrinde de kullanılan Medrese XIX. Yüzyılın sonlarında terk edilmiştir. Anadolu Selçuklu devri çini işçiliğinde önemli yer bulunan Karatay Medresesi 1955 yılında “Çini Eserler Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır. Karatay Müzesinde, Beyşehir Gölü kenarındaki Kubat-Âbad Sarayı kazı buluntuları arasında olan duvar çinileri, çini ve cam tabaklar ile Konya ve yöresinde bulunan Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait çini ve seramik tabaklar, kandiller ve alçı buluntuları sergilenmektedir.
SIRÇALI MEDRESE (Mezar Anıtları Müzesi) Mezar Anıtları Müzesi, Konya’daki Selçuklu Dvri eski eserlerinden Sırçalı Medrese’de 1960 yılında açılmıştır. Sırçalı Medrese, 1242 yılında Bedreddin Muslih tarafından yaptırılmış, çinilerle süslü açı (avlulu) medreselerden birisidir Konya şehrinde kamulaştırılan mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat tarihi yönünden değerle mezar taşları selçukluluar Devri, Beylikler ve Osmanlılar Devri’ne göre tasnif edilerek teşhir edilmişlerdir. Ayrıca Mezar taşları, şekil, motif ve yazı karakterleri de gözönüne alınarak değerlendirilmiş ve kronolojik bir sıraya konulmuştur.
AKŞEHİR MÜZESİ
Akşehir Arkeolog Müzesi: Hitit, Frigg Lidya, Roma ve Bizans dönemi eserleri teşhir edilmektedir. Atatürk Müzesi: İstiklal Savaşı sırasında Garp Cephesi Komutanlığının karargahı olarak kullanılan tarihi bina, Atatürk Müzesi olarak o günkü özellikleri koruyarak bugünde hizmet vermektedir. ARKEOLOJİ MÜZESİ
Konya Arkeolojik Müzesi, 1901 yılında Karma Orta Okulunda açılmıştır. Daha sonra 1927 yılında Mevlana Müzesine 1953 yılında İplikçi Camii’ne taşınmıştır. 1962 yılında ise bugünkü müze binası kurularak hizmete girdi. Müzede, Neolitik, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur ticaret kolonileri), Demir (Frig, Urartu,), Klasik, Helenistlik, Roma ve Bizans çağlarına ait eserler sergilenmektedir. Neolitik eserler Çumra, Çatalhüyük, Erbaba ve Süberde kazılarında, Eski Tunç Eserler; Sızma ve Karahöyük kazılarında, Asur ticaret kolonileri çağı Karahöyük kazılarında ele geçen eserlerdir. Konya Alaaddin tepesi kazılarında bulunan Frig çaı kap parçaları ile Konya Karapınar Kıckışla höyükte bulunan çeşitli formlarda Frig çağı kapları ve Lidya kapıları da sergilenmektedir. Yine Kıcıkışla höyükten Klasik Çağ Alabastron, Aryballos, Lekythos ve Kylixler bulunmaktadır. Arkeoloji Müzesinin görülmeye değer eserleri Roma lahitleridir. Roma ve Bizans çağından sunak mezar stel ve Ostotekler müze iç teşhirinde ve bahçede sergilenmektedir. Sille Tatköy ve Çumra Alibeyhöyük’de müzemizce yapılan kabartma kazılarında M.S 6.y.y, ait kilise taban mozaikleri yerinden kaldırılarak müzemizde teşhir edilmektedir.
ETNOGRAFYA MÜZESİ
Bölge Müzesi tarzında eğitim amaçlı olarak inşaa edilen bina 1975 yılında Etnografya Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Üç katlı binanın bodrum katında fotoğrafhane, arşiv ayniyat ve etütlük eser depoları, kaloriferhane ile halen çalışmaları devam etmekte olan ve 1999 yılı içerisinde açılması planlanan Halı Kilim seksiyonu bulunmaktadır. Bu bölümde Etnografya Müzesi depolarında bulunan başta Selçuklu Halı örnekleri olmak üzere, Dünyanın bilinen birkaç halı-kilim dokuma merkezinden birisi olarak kabul edilen Konya Bölgesi’ne ve Türkiye sınırları içersinde kalan meşhur halı-kilim dokuma merkezlerine ait halı ve kilimler sergilenecektir. Zemin katta teşhir salonu ve Dr. Mehmet ÖNDER Konferans Salonu; birinci katta bürolar, idari hizmet servisleri, kütüphane ve eser depoları bulunmaktadır.Teşhir salonunda satın alma, hediye ve başka müzelerden devir yolu ile müzeye kazandırılan daha çok Konya ve çevresine ait etnografik eserler sergilenmektedir.
İNCE MİNARE MEDRESE (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi)
Selçuklu Vzeiri sahip Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere (Hicri 663) 1254 yılında yaptırılmıştır. Mimarı Abdullah oğlu Kelük’tür Selçuklu taş işçiliği Şaheserlerinden olan taç kapısı üzerinde kabartmalı geometrik ve bitkisel bezemelerle birlikte Selçuklu sülüsüyle yazılmışı “Yasin ve Fetih” sureleri vardır.Binanın iç mekanları avlu, eyvan, dershane, ve öğrenci hücrelerinden oluşur.Minare kaidesi kesme taşla kaplı tuğla malzeme kullanılarak yapılmış ve ön cephede akant yaprağı ile bezelidir. Yarı piramit formlu üçgenle ve oniki köşeli, gövde köşeleri turkuaz mavi sırlır tuğladan yapılmış çift şerefelidir. 1901 ‘de yıldırım düşmesiyle birinci şerefeye kadar yıkılmıştır. 1956 yılında müze olarak açılmış olup Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemine ait taş ve ahşap eserler teşhir edilmektedir.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖZEL KOYUNOĞLU MÜZE VE KÜTÜPHANESİ Konya’nın köklü ailelerinden A.R. İzzet KOYUNOĞLU, Topraklık mahallesindeki evinde yıllarca toplamış olduğu tarihi eserlere özel bir müze ve kitaplık kurmuştur. Daha sonra kurmuş olduğu müze ve kitaplığı Konya Belediyesi’ne bağışlanmıştır. Konya Belediyesi’nce modern müzecilik anlayışının her türlü ihtiyacına cevap verecek şekilde yaptırılarak bugünkü durumuna getirilmiştir. Müzede arkeolojik eserler ile etnografik eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde bulunan İzzet Koyunoğlu’na ait ev restore edilerek tipik Konya evi örneği olarak ziyarete açılmıştır. Binada eski ve yeni sivil mimari arzı bir arada bulunmaktadır. Müze yazma, basma eserler bakımından çok zengindir. ATATÜRK MÜZESİ
Atatürk caddesinde yer alan yapı 1912 yılında yapılmıştır. Bina XX. Yüzyıl ulusal mimari örneklerinden olup 1928 yılında Konyalılar tarafından Atatürk’e bağışlanmıştır. 1954 yılında Müze olarak açılmıştır. Müzenin teşhirinde Atatürk’ün kullandığı elbise ve eşyaları ile Konya’nın kurtuluş savaşındaki yerini anlatan belge, fotoğraf ve gazete küpürleri sergilenmektedir.
EREĞLİ MÜZESİ
Arkeoloji ve Etnoğrafik eserlerin beraber sergilendiği bir müzedir. Türk İslam Eserleri, Etnografya, Hitit, Frig, Yunan, Roma ve Bizans dönemi eserleri ise Arkeoloji seksiyonlarında teşhir edilmektedir.
ÖREN YERLERİ
İVRİZ KAYA ANITI
Tuvana Krallığından günümüze kalan en önemli kültür varlığımız ivriz Kaya Kabartması’dır Ereğli ilçesinin 17 km. güneyinde bu gün Hakapınar ilçesine bağlı Aydınkent Köyü içinde, Toroların kuzey eteklerindeki vadilerin birisinde kaya üzerine yapılmış olan bu anıt 4.20 m x 2.40 m. ölçülerindedir. Torosların derinliklerinden gelen zengin kar sularının oluşturduğu tarihi İvriz Çayı’nın kaynağında, o çağlarda da Ereğli ovasına hayat veren bu suyun çıktığı yere, özellikle seçilerek yapılmıştır. Kaya’nın güneye bakan yüzeyine yapılmış olması sebebiyle oldukça iyi korunarak zamanımıza kadar gelmiş bir eserdir.Kabartma M.Ö. 800 yıllarında da bu bölgenin, Tuvana ülkesinin en görkemli krallarından Var-pa-la-waş tarafından yaptırılmıştır. Tanrının yüz kısmını önünde ve kralın arkasında Hitit hiyeroglif yazısı vardır. Bu yazıda “Ben hakim ve kahraman Tuvana Kralı Var-pa-la-waş, sarayda bir prens iken bu asmaları diktim, Tarhundas onlara bereket ve bolluk versin” denilmektedir.
SİLLE (Siyata)
Sille Konya il merkezinin 8 km. kuzeybatısındadır. Bugün merkez belediye hudutları içinde olup, şehir otobüsü çalışmaktadır. Erken Hıristiyanlık dönemini de önemli bir merkezidir. Bu dönemden başka Ak Manastır diğer adı ile HAGİOS Khariton (St.Chariton) olmak üzere bir çok manastır keşişler tarafından kayadan oyularak yapılmıştır. Bu manastırlar dünyada kurulan ilk manastırlar arasındadır.
AK MANASTIR
Geniş ve mağara gibi kayadan oluşmuş olup, mağaraya itaf edilmiş bir kilisesi, 6-7 şapeli ve bir çok hücreleri vardır. Bu manastırda bulanan Mikael Hommenos ve Mikaeles oğlu Abraham’a ait mezar taşlarları Konya Arkeoloji Müzesinde teşhir edilmektedir.
ÇATAL HÖYÜK
Çatalhöyük, Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında olup, İlçenin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Çatalhöyük 1958 yılında J.Mellart tarafından keşfedilmiştir, 1961-1963 ve 1965 yıllarında kazısı yapılmıştır. Yüksek tepeni batı yamacında yapılan çalışmalar neticesinde 13 yapı katı açığa çıkartılmıştır. En erken yerleşim katı (1) ise M.Ö. 5500 yıllarında tarihlenmektedir. Stil Kritik yolu ile yapılan bu tarihleme, C14 metodu ile de doğrulanmıştır. İlk Yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir. Yapılarda kullanılan malzeme kerpiç ağa ve kamıştır.Çatalhöyük’te 1996 yılına kadar kazılar yapılmamış bu yıldan itaberen üç yıldır İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılar devam etmektedir. Bulunan kazı eserleri ise Konya Arkeoloji Müzesine teslim edilerek bir kısmı teşhir edilmekte diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.
SİLLE AYA-ELENA MÜZESİ
Sille, Konya ili, Selçuklu ilçesine bağlı kent merkezine 7 km. uzaklıkta bir yerleşim yeridir. İsa’nın doğumundan 327 sene sonra Bizans İmpartoru Constantin’in annesi Helena, Hac için Kudüs’e giderken Konya’ya uğramış, buradaki ilk hıristiyanlık çağlarına ait oyma mabetleri görmüş, hıristiyıanlara Sille’de bir mabed yaptırmaya karar vermiştir. Mihail Arhankolos adına bu kilisenin temel atma töreninde bulunmuştur. Kilise asırlar boyu onarımlar görerek günümüze kadar gelmiştir. Kilisenin iç kapısının üstünde Yunan harfleriyle yazılmış Türkçe bir tamir kitabesi kilisenin tarihi hakkında bilgi vermektedir. Bu kitabe 1833 tarihlidir. Aynı kitabenin üzerinde ise kilisenin dördüncü tamiratının Sultan Mecit döneminde gördüğünü belirten üç satırlık bir kitabe daha bulunmaktadır. Kilise düzgün kesme Sille Taşı ile yapılmıştır. Avlusunda kayalara oyulmuş odalar bulunmaktadır. Kilisenin kuzeye açılan kapısından dış nartexe girilir. Burada kadınlar mahfeline çıkan iki yönlü taş merdivenler yer almaktadır. Kilisenin ana kubbesi dört fil ayağı üzerinde olup, kilise üç sahınlıdır. Kilisenin içerisinde ahşaptan içerileir alçı süslü bir vaaz kürsüsü ile apsidle ana mekanı ayıran ahşap alçılı kafes bir sanat şaheseridir. Kubbe geçişlerinde ve taşıyıcı ayaklarda Hz. İsa, Hz. Meryem ile havarilere ait resimler bulunmaktadır.
EFLATUNPINAR HİTİT ANITI
Konya İli, Beyşehir İlçesi, içinde bulunmaktadır. Anıt W.J. Hamilton (1849) da bilim dünyasına ilk haber veren kişidir. Daha sonra F.Sarreve J. Garstang ayrı ayrı yayınlamışlardır. Anıt bir su kaynağıdır. Kenarında dikdörtgen taşlar üzerinde kabartmalardan oluşmaktadır. Niteliğin kaybetmeyen kabartmalar ön kısmındaki14 adet taş bloklar üzerine oyulmuştur. Anıtın ilk planı bilinmemektedir. Bu anıt açık hava anıtlarından daha küçüktür. Doğal bir kayaya oyulmamış, her parçanın üzerinde figür bulunan blok taşların örülmesiyle oluşmuştur. Su kaynağının yanında bulunan bu anıtın su toplama havuzunun ilk yapılış tarih araştırılmamıştır. Eflatunpınar Anıtı’nın blok taşları üzerendeki figürler; üstte güneş kursu, ortada tanrıça ve tanrı diye kabul edilen figürerin arasında, yanlarıda ve en alttaki figürler elleri yukarıya doğru kaldırıp tanrı ve tanrıçayı selamlamaktadır. Bu anıt Hitit Krallık dönemine tarihlenmektedir. 1996 yılında Konya Müze Müdürlüğünce Anıt çevresinde temizlik ve kazı çalışmaları başlamıştır. Çalışmalarda anıtın 3.34×3 m. ölçülerinde dikdörtgen planlı bir havuzun parçası olduğu ortaya çıkmıştır. 1998 yılı çalışmalarında anıtın alt kısmında beş adet daha tanrı kabartması tesbit edilmiş olup, ilerideki yıllarda kazı çalışmaları devam ettirilecektir.
KİLİSTRA ANTİK KENTİ
Kilstra Antik Kenti Konya’nın 34 km. güney batısındaki Hatunsaray Bucağının 16 km. kuzey batısındaki Gökyurt Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda M.Ö. III. Y.y. kadar yerleşim olduğu anlaşılmıştır. Listradan (Hatunsaraya gelip Mistiya’ya Beyşehir’e doğru devam eden tarihi kral yolu (Vig Seboste) üzerinde yer almaktadır. Kilistra Antik kentinin M.S. 7. y.y. da Kapodokya benzeri yumuşak kayaların oyulması ile bir çok kaya yerleşmesi oluşturulmuştur. 1998 yılında giderleri İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından karşılanmak üzere Konya Müze Müdürlüğü adına yapılan kurtarma kazısı çalışmalarında, Haç Planlı Şapel, Sümbül Kilise, Büyük Su Sarnıcı ve Şırahanelerde temizlik restorasyon, çevre düzenlemesi yapılmıştır. Haç planlı Şapel iç ve dışı yekpare kaya oyuğu olması nedeniyle eşine az rastlana nitelikte olup M.S. 8.y.y.’a aittir. Sümbül Kilisede M.S. 8.y.y’a ait olup devrini yansıtan süslemeler Bizans Devrine ait Büyük Su Sarnıcı ise karşılıklı yekpare kayaya oyulmuş dörder payeye otura 3 nefli plan gösterir. Çiftli Şırahane ise karşılıklı yekpare iki kay içine oyulmuş çevresi ise bir kompleks halindedir. Doğu Şırahane’nin giriş kapısı eşiğinde M.Ö. I.yy’la ait kentin adını veren bir yazıt bulunmuştur. Bizans devrine ait kaya oyuğu iki ev ortaya çıkartılmıştır. Kilistra antik kenti oldukça geniş alana yayılmış kaya oyuğu yerleşmeleri şeklindedir. Gelecek yıllar yapılacak kazı ve temizlik çalışmaları buranın Ürgüp, Göreme gibi turistik bir yer olmasını sağlayacak
KARAHÖYÜK
Konya il Merkezine 15 km. güney doğusunda Harmancık mahallesindedir. Ulaşım belediye otobüsleri ile sağlanır. Ord. Prof. Dr. Sedat ALP başkanlığında 1953 yılında başlayan kazılar halen devam etmekte olup, üzerinde en az uzun süren çalışma en eski Türk kazılarındandır. Karahöyük’te yapılan araştırmalarda höyüğün M.Ö. 3000 (Eski Tunç Devri-M.Ö. 2000 Asur ticaret kolonileri devri) de iskan edildiği anlaşılmış olup, 27 yerleşik katı tespit edilmiştir. Konya bölgesinin M.Ö. 3000 ve 2000 yıllarının tarihe ışık tuttuğu bilinmektedir. Eski Anadolu’nun en önemli şehir harabeleri arasındadır. Karahöyük kazılarında çıkan buluntular devrinin kültürel ve ticari ilişkileri anlatan belgelerdir. Hitit İmparatorluk Çağı öncesi eski Tunç Devri Mühür sanatının Orta Anadolu’nun güney bölgesindeki en önemli buluntularını veren merkezdir. Grafitolan kap markaları ve bazı mühürler Anadolu’da yazının erken safhalarının araştırılmasında yardımcı olmaktadır.Gaga ağızlı testiler, fincanlar, yonca ağızlı testiler, rhytonar, üzüm salkımı biçimli kandilleri ve diğer buluntular olup ayrıca at nalı biçiminde atkılar devrinin karakteristik eserleridir. Buluntular Konya Arkeoloji Müzesi’nde teşhir ve muhafaza edilmektedir.
BOLAT ÖRENLERİ
Bolat yaylası ören yeri, Hadim, ilçesi Bolat köyü sınırları içinde kalan Temaşalık mevkiindedir. Literataüre adı Astra olarak geçmiş olan antik kent, Hadim ilçesinin kuzey batısında ve Hadim’e 17 km. uzaklıktadır. Hellenistik, Roma ve Bizans devirlerinde iskan gördüğü yüzey buluntularından anlaşılmaktadır. Kentte ait önemli sayılabilecek kalıntılar; nekropol alanı, bouleterion, kilise ve büyük yapıdır. 1992-93-94 yıllarında Konya Müze Müdürlüğü’nce kurtarma ve temizlik çalışmaları yapılmıştır.
NEKROPOL ALANI
Kentin güneyindedir. M.S. 3.yy’a ait bol miktarda mezar steli ve lahit parçaları bulunmaktadır. Stellerde; boğa başları, asma dalı, üzüm salkımları ve medusa başları işlenmiştir. Stellerde insan figürü işlenmiştir.
BOULETEFERİON
Kentin batısındadır. Yüksek bir noktada kurulmuştur. Cave alanının bir bölümü ayakta kalabilmiştir.
SELÇUKLU KÖŞKÜ
Alaaddin Tepesini çeviren iç kalenin kuzey eteğindedir. Sarayın II. Kılınçaslan’a ait olduğu kuvvetle muhtemeldir. Köşk, Alaadin Keykubat I zamanında genişletilerek tamir edilmiş, kare bir plan üzerine harç ve tuğlalarla iki kat olarak yapılmış, altı kat kerpiç ve molozlarla takviye edilmiştir. Köşk bugün harap olmuş bir duvar parçasından ibarettir. Son defa 1961 yılında bu tek duvarın beton bir şemsiye ile muhafazası yoluna gidilmiştir.
KUBADABAD SARAYI
Beyşehir Gölü’nün güneybatı kıyısında, Heyran Köyü yakınındaki alanlardan biri üzerindeiri.1236 Selçuklu Sultanı I. Alaadin Keykubat tarafından yaptırılmış 35x50m. boyutunda yazlık bir saraydır. 1950-1953 yılları arasında Mehmede Önder ve Zeki Oral tarafından yapılan arkeolojik kazılarda bulanan çiniler ve panolar Konya’daki Çini Eserler Müzesi’ne kaldırılmıştır. Saray, Kız Kalesi, tersane, hamam vs.’nin kalıntıları bulunmaktadır. 35×50 m. boyutundaki saraya ait kalıntılar arasında göl kıyısı tarafından ancak sarayın terası yer almıştır.
YERKÖPRÜ MAĞARASI
Konya, İli, Hadim İlçesi sınırının yakınlarında, Göksu Vadisinde bulunmaktadır. Mağaraya Konya-Karaman yoluyla Kayaağzı-Habibler Köyleri üzerinden 116 km.’lik bir yolculukla ulaşılmaktadır. Ayrıca mağaranın bulunduğu Göksu Vadisine Mersin-Silifke üzerinden de ulaşılabilmektedir. Köy yolları stabilizedir.Mağara tamamen bir traverten tüfün içinde yer almaktadır. Türkiye’nin doğası en güzel mağaralarından birisidir. Göksu Nehrinin, bu traverten tüfünün altına oluşturduğu mağara 5000 m. kadar uzunluktadır. Suyun battığı yerde mağara sifolanmaktadır. Mağaranın çıkış ağzında, Göksu Nehrinin, dışarıdan akan bir bölümü mağaradan çıkar. Diğer bölümüne bir şelaleler ile birleşirken bir doğa harikası oluşturmakta ve derin, mavi göller oluşturarak Göksu Nehri devam etmektedir.
BALATİNİ MAĞARASI
Mağara Konya İli, Beyşehir İlçesine bağlı Çamlık Beldesi ile Derebucak ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Konya – Beyşehir – Üzümlü-Manavgat yolunun 45. km’sinden ayrılan yolla Çamlık veya Derebucak üzerinden, bu iki yerleşim merkezini bağlayan stabilize karayolu ile ulaşılmaktadır. Çamlık’a 5 km. Derebucak’a 6 km. uzaklıkta bulunmakta olup Körükini ile Suluin mağaralarının 3 km. kuzeybatısınadır. Toplam uzunluğu 1830 m olan mağaranın düden ve kaynak konumunda iki girişi vardır. Balatini mağarası üst üste bulunan iki farklı seviyeden oluşmuştur. Üst katı oluşturan fosil kolun emini tamamen mağara kili ile kaplıdır. Alt kat olan su taşıyan asıl galeri de ise suyun az olduğu dönemlerde su içinden yürünerek ilerlenebilmektedir. Sadece bir 5 m’den daha derin olan 3 adet Cadıkazanı geçiş tekniği yada bot kullanılarak geçilebilir. Traverternleri, Heykel Odası, ve Dev Cadı kazanları mağaranın görülmeye değer güzellikleridir.
KÖRÜKİNİ MAĞARASI
Kona İli Beyşehir ilçesine bağlı, Çamlık Beldesinin 500 m. Güneybatısında bulunan mağaraya stabilize yola ulaşılmaktadır. Toplam uzunluğu 1250 m. olan Körükini Mağarasının içinden Uzunsu Deresi geçmektedir. Mağaradan çıkan su değirmen vadisine daha sonra da Değirmen Mağarasına girmektedir. Tamamıyla aktif olan mağarada bot kullanımı hatta büyük kaya blokları arasında şelaleler yapan suyu geçmek ayrıca bir deneyim gerektirmektedir. Mağaraya giriş için yaz ve sonbahar ayları en uygun zamanlarıdır. Bahar ayları aşırı su, sifonlara, şelaleler nedeniyle tehlikeli olabilir.
SULUİN (DEĞİRMEN İNİ) MAĞARASI
Konya İli Beyşehir İlçesine bağlı Çamlık Beldesinin 500 m. Güneybatısında bulunan mağaraya stabilize yolla ulaşılmaktadır. Körükini Mağarasından çıkan Uzunsu Deresi 100 m. Uzunluktaki Değirmen Vadisi boyunca kayalıklar arasında akarak Değirmenini Mağarasına girmektedir. Buradan su dev kaya blokları arasından şelaleler yaparak ilerlerken, mağara çok geniş ve yüksek bir galeri halinde devam eder ve 150 m. sonunda büyük göle ulaşır.
SAKALTUTAN MAĞARASI
Konya iline bağlı Seydişehir İlçesi yakınlarındadır. Mağaraya Seydişehir, Süleymaniye Köyü-Mortaş yolu ile ulaşılır. Dikey bir mağara olan Sakaltutan Mağarasının toplam derinliği 303 m. dir.
SUSUZ MAĞARASI
Mağara, Seydişehir ilçesine bağlı Susuz Köyünde yer almaktadır. Aktif olan mağara, biri yatay diğeri ise 60 m.’lik dikey bir iniş olan iki girişe sahiptir. Mağaranın toplam uzunluğu yaklaşık 2000 m.’dir. Mağara boyunca yer altı nehrinin akışı gözlenmektedir. Özellikle ilkbahar aylarında mağaraya girilmesi tehlikeli olabilir.
TINAZTEPE MAĞARASI
Mağaraya Konya-Seydişehir-Manavgat yolunda Seydişehir’den 35 km. mesafede bulunmaktadır. Toplam uzunluğu 1650 m. Derinliği 65 m. olan mağara Tınaztepe’nin güneybatı yamacında yer almaktadır. Fosil ve aktif olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Fosil bölümüne bahar aylarında girilecek olursa, sayısı 5′i bulan göllerin botla geçilmesi gerekecektir. Sonbahar aylarında suların azalması sonucu aynı galeri yürünerek geçilebilir. Beşinci gölden sonra mağarada 30 m.’lik bir inişle Büyük Salon’a gelinmektedir. Bu salon gölle son bulmaktadır.
PINARBAŞI MAĞARASI
Beyşehir gölü güneyinde bulunan Kızılova Polyesinin güneybatı yamacında yeralır. Beyşehir-Derebucak karayolundan ayrılan bir yol, Kızılova polyesinden geçerek Pınarbaşı Köyüne varırı. Mağara, köyün hemen yakınındadır.Pınarbaşı, Krestase kireçtaşlarındaki belirgin bir fay üzerinde gelişmiş yatay bir mağaradır. İçinden büyük bir karstik kaynak çıkan mağarada geçmesi zor sifon ve göller yer alır. Bu nedenle araştırması zor bir mağaradır. Ayrıca damlataş birikimi yönünden son derce zengindir.
BÜYÜK DÜDEN MAĞARASI
Mağara Konya İli Derebucak İlçesindedir. Konya-Beyşehir-Derebucak yolundan sonra, Derebucak’dan ibradi yönünde, 18′nci km.’de, Kembos Ovası batı kıyısında yer almaktadır.Genişliği 1 km. uzunluğu 15 km. olan Kembos Ovası, bahar aylarında eriyen kar suları ve özellikle Uzunsu Deresi ile gelip toplanan suları bir başka düden olan Feyzullah Düdeni ile birlikte drene etmektedir. Bu düdenlerden batan su Atınbeşik Düden suyu Mağarasından geçerek Manavgat çayına karışmaktadır. Mağarasının turistik bir önemi olmamakla birlikte, speolojik açıdan önem taşımaktadır. 714 m. uzunluğundaki düden de çok sayıda göller, dev cadı kazanları ve sifonlar bulunmaktadır.
FEYZULLAH DÜDENİ
Düden, Konya İlinin, Derebucak ilçesine yaklaşık 25 km. uzaklıktadır. Aktif bir düden özelliğinde olup ilkbaharda, Kembos Polyesinin sularını drene eder.
YAPILAR
A) SİVİL MİMARİ
KERVANSARAYLAR
ZAZADİN HANI
Sultan Alaeddin Keykubat devrinde (633-Hicri 1236 Miladi yılında) Selçuklu Emirlerinden Vezir Sadettin Köpek tarafından yaptırıldı. Yazlık ve kışlık tiplerin birleşmesinden meydana gelmiş avlu tipte yapılmıştır. Hanın boyu 104 m., eni 62 metredir.Taş yapının dış duvarlarından gayri İslami devirlere ait eserlerden bazı parçalarda kullanılmıştır. Konya-Aksaray yolunun 25. Km’sinde Tömek bucağındadır.
HOROZLU HAN
1248 yılında bugünkü Konya-Aksaray asfaltının 8.’sinde kışlık olarak yapılmıştır.
KIZILVİRAN HANI
Konya-Beyşehir yolu üzerinde olup, Konya’ya 44 km. uzaklıktadır. Kışlık ve yazlık olmak üzere iki tipte yaptırılmıştır.
OBRUK HAN
Anadolu Selçuklu döneminde ticaret yolları üzerinde kurulan hanlardan bir örneği de Obruk Hanıdır. Oburk Hanı, Konya’yı Aksaray’a bağlayan yol üzerindedir.
SULTAN HAMAMI
Larende caddesinde Sahip Ata Külliyesine ait olan Sultan Hamamı bugün de faliyetine devam etmektedir.
MAHKEME HAMAMI
Şerfaddin Cami ile Şemsi-i Tebrizi Cami arasında yer alan tarihi özellikleriyle milletimizin temizliğe verdiği önemi yaşatan (Türk Hamamı) vasıflarını taşıyan mahkem hamamı faaliyetine devam etmektedir.
MERAM HAMAMI
meram mesireliğinde, tarihi köprü çıkışında yer alan Beylikler devrinde yapılmış Meram Hamamı, yeli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
MEYDAN HAMAMI
Akşehir’de 1329 yılında Subaşı Emir Şerafeddin tarafından yaptırılan hamam, bugünde hizmet vermektedir.
ORTA HAMAM
Akşehir ulu camii caddesindeki Orta Hamam Selçuklulardan kalmış olup, Konya Valisi Avlonyalı Ferit paşa tarafından 1900 yılında ciddi bakım ve tamirattan geçirilmiştir. Eski Ulu Camii güneyinde yeralan Karamanoğlu Beyliği devri eserlerinden olan eski hamam soğukluk, sıcaklık ve külhan bölümleriyle hizmet vermeye devam etmektedir.
B) DİNSEL MİMARİ
ALAEDDİN CAMİİ
Anadolu Selçuklu Devri Konya’nın en büyük ve en eski camiisidir. Şehrin merkezine yüksekçe bir höyük olan Alaedin Tepesi üzerinde inşa edilmiştir. Selçuklu Sultanı Rükneddin Mesud I’in son zamanlarında başlanılmış, Kılıçaslan II (1156-1192) devrinde inşaatına devam edilmiş, Sultan Alaeddin Keykubad I tarafından 1221 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır.Camii İslam mimarisi yapı tarzında inşa edilmiştir. Üzeri ağaç ve toprakla örtülmüştür. İçerisi Sütunlar ormanın andırmaktadır. Bizans ve klasik devirlere ait 41 taş mermer sütundan ibarettir. Camiinin en ilginç taraflarından birisi de minberidir. Minber abanoz ağacından birbirine geçmiş olup, Anadolu Selçuklu ahşap işlemeciliğinin en güzel örneklerdir. 1155 yılında Ahlat’lı Mengum Berti tarafından yapılmış bir şaheserdir. Çinilerle süsül mihrabın önünde çini süslü kubbesiyle örtülmüş bir saha mevcuttur. Mihrap ve kubbelerin çinileri kısmen sökülmüştür.
İPLİKÇİ CAMİİ
Alaeddin Caddesi üzerindedir. Şemseddin Altınoba tarafından1201 yılından sonra yaptırılmış, Somuncu Ebubekir tarafından genişletilmiş, yenilenmiştir. (1332) Cami iplikçiler çarşısında bulunduğu için İplikçi Camii adını almıştır. 1951-1960 Klasik Eserler Müzesi olarak kullanılan camii, 1960 yılında tekrar ibadete açılmıştır.
SAHİP ATA CAMİİ VE KÜLLİYESİ
Anadolu Selçuklu Devleti Vezirlerinden Sahip Ata tarafından 1258 – 1283 yılları arasında inşaa edilmiş olan mescid türbe, hanigah ve hamamdan ibarettir. Mimarı Abdullah Bin Kellük’tür.
SADRETTİN KONEVİ CAMİİ VE TÜRBESİ
Konya’nın Şeyh Sadrettin mahallesindedir. 1274 yılında yapılmıştır. Giriş kapısındaki kitabede adı geçen Sadrettin Konevi aslen Malatyalı olup, Konya’ya yerleşmiş, zamanını tanınmış bilginlerindendir. Muhiddin İbni Arabi’den tahsil ve terbiye görmüş, Konya’daki hanikahında hadis ilimleri okutulmuştur. Mevlana’ya derin bir sevgi ile bağlanmıştır.Türbe, Camiinin doğusundaki avludadır. Açık türbeler tipinin ayakta kalan tek örneğidir. Türbenin şekli Selçuklu kümbetlerin benzer. Gövde açık, kaidesi mermer işleme olan türbenin üzerinde, köşeli bir tanbura oturan kafes şeklinde ahşap bir külah vardır.
ŞEMSİ-İ TEBRİZİ CAMİİ VE TÜRBESİ
Şerafettin Camii kuzeyinde eskiden mezarlık olan Şems Parkının içinde yer alır. Bugünkü yapı 1510 yılında Abdürrezakoğlu Emir İshak Bey tarafından mescidle birlikte elden geçirilmiş ve genişletilmiştir. İlk yapının 13. Yüzyılda yapıldığı ileri sürülmektedir. Ancak kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Cami bölümüyle bitişik durumda, içten tavanlı dıştan sekizgen tambur üzerine piramidal külahla örtülüdür. Eyvan şeklinde olan türbe mescide kalem işi süslenmiş ahşap Bursa kemeriyle açılır. Diğer yönlerde biri altta, diğeri üstte olmak üzere ikişer penceresi vardır. Türbenin duvarlarında herhangi bir bezeme yoktur. Tavanı geometrik motiflerle bezenmiştir. Üzeri örtülü sandukanın altında önceleri kuyu bulunduğu söyleniyorsa da araştırmalar neticesinde burasının kuyu değil mumyalık olduğu anlaşılmıştır. Gövdesi taştan tambur ve külahı ise tuğladan yapılan türbe 1977 yılında tamiri sırasında orjinalliğin biraz kaybetmiştir.
KADI MÜRSEL (Hacı Hasan Camii)
Hükümet konağının batısındadır. Güney duvarında bulanan kitabesine göre 812 H.- 1409 M. Yılında ve Karamaoğlu Mehmet bey zamanında Hacı Mustafa oğlu Mürsel tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı taş ve moloz dolgu yüksekçe bir tabana oturmaktadır. Üzeri çatı ile örülmüştür.
TURSUNOĞLU CAMİİ (Tahir Paşa)
Abdülaziz mahallesindedir. XV. Yüzyıl başlarında Konya eşrafından Tursunoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Beden duvarları taş, kubbe ise tuğladır. Camiinin kuzeyindeki kubbeli son cemaat mahallide tuğladan yapılmıştır. Tek şerefeli ve köşeli bir minaresi vardır.
SELİMİYE CAMİİ
Mevlana Dergâhının batısında inşaatına Sultan Selim II’nin şehzadeliği zamanında başlanmış (1558-1567) arasında tamamlanmıştır. Camii Osmanlı klasik mimarisinin Konya’daki en güzel eserlerindedir. Kuzeyinde altı sütuna istinat ettirilmiş yedi kubbeli son cemaat yeri ve mermer süveli geçme basık kemerli cümle kapısı mevcuttur. Ahşap kapı kanatlarından sağdakine “Mescitti Mümin,suda balık gibidir.”İbareler mevcuttur. Son cemaat yerinin sağ ve solunda tek şerefeli iki minaresi vardır.
AZİZİYE CAMİİ
Konya çarşının ortasındadır. Muntazam kesme Gödene Taşı ile yapılan mabed son Osmanlı mimarisinin çok muvaffak bir eseridir. Yerindeki 1671-1676 yılları arasında Şeyh Ahmed eliyle yaptırılan camii yandığı için (1867) Sultan Abdülazizi’in annesi Pertenihal adına yeniden bugünkü Camii yaptırılmış ve bu adla anılmıştır. (1874) Türk Baroku uslubundadır. Altı mermer sütuna oturan üç kubbeli son cemaat yerinin iki ucunda kaideleri şadırvanlı iki minaresi dikkat çeker. Üzeri ferah kubbe ile örtülüdür.
ŞERAFETTİN CAMİİ
Hükümet konağının güney cephesindedir. Camii ilk defa XII. Yüzyılda Şeyh Şerafettin tarafından yaptırılmış 1336 yılında tamamen yıktırılarak Çavuş oğlu Mehmet Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Camii gövdesi kesme taşlardan büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeyi 10 fil ayağı tutmakta, güneyinde bir yarım kubbe ile desteklenmektedir. Mihrabın bulunduğu kısmı dışarıya taşmaktadır. Yarım bir kubbe ile örtülmüştür. Güney kısmı hariç diğer yönlerdeki ikinci kat mahfelleri bulunmaktadır. Camii iç yazı ve nakışlarla dekorize edilmiş olup, mermer işlemeli mimber ve mihrabı takdire değer bir sanat eseridir. Sonradan ilave edilmiş tek şerefeli bir de minaresi vardır. Osmanlı Camii mimarisinin en mümeyyiz vasflarından birisi olan cemaat yerine yer verilmiş olup, altı mermer sütun üzerine oturmuş yedi küçük kubbe ile örtülmüştür.
KAPU CAMİİ
Konya’da merkezde sarraflar (çıkrıkçılar) caddesi üzerindedir. Asıl adı ihyaiyye olup eski Konya Kalesinin kapılarından birini çevresinde yer aldığında Kapı Camii adıyla anılır. Cami ilk defa 1658 yılında Mevlevi Dergahı Postnişinlerinden Pir Hüseyin Çelebi tarafından yapılmıştır. Bir süre sonra yıkılan bu camiiyi 1811 yılında Konya Müftüsü Esenlilerlizade seyyid Abdurrahman yenilemiş, 1867 yılında bir yangın cami ile birlikte bu civarda vakıf dükkanları da yok etmiş. Bu yeni inşaasına dair 1285 H. (18868 M) tarihli kitabesi taç kapısı üzerinde yeralmaktadır. Kapı Cami Konya’da yer alan Osmanlı Dönemine camilerinin en büyüğüdür. Kuzeyinede 10 mermer sütuna istinat eden yüksek bir son cemaat mahalli ve basık kemerli bir cümle kapısı vardır. Ayrıca doğu ve batı yönlerinde de birer kapısı bulunmaktadır. Kesme taşlardan inşa edilen camiinin üzeri dıştan çatı, içten büyüklü küçüklü sekiz kubbe ile örtülüdür. Taş Miharı ve ahşap minberi sadedir.
NAKİBOĞLU CAMİİ
Camii, Nakiboğlu mahallesindedir. Vakfiyesine göre Konya Müftüsü Nakib’ül Seyid İbrahim tarafından 1176 H. (1762 M.) yılında yaptırılmıştır. Kare planlı olup toptan yapılmıştır. Çatı ahşaptır. Kiremit planlı olup toptan yapılmıştır. Çatı ahşaptır Kiremitle örtülmüştür. Minaresi, 1178 H. (1764 M.) yılında Nakib’ül Hac Seyid İbrahim oğlu Mehmet Emin tarafından yaptırılmıştır. Cami zamanla harap olduğu için 1926 yılında minaresi hariç, yıktırılarak yeniden yaptırılmıştır.
MESCİTLER
HASBEY DAR’ÜLHUFFAZI
Gaziâlemşah Mahallesindedir. Karamanoğlu Mehmet II devrinde Hacı Hasbey oğlu Mehmet bey tarafından (1421) “Hafızlar Evi” olarak yapılmıştır. Tuğla örgü gövdesi kare bir plan üzerine oturtulmuş ve üzeri üç taraftan yontma taşlarla kaplanmıştır. Giriş kapısının bulunduğu batı cephesi işlemeli mermerlerle süslüdür. Gövdeden kubbeye klasik üçgen köşebentlere geçirilmektedir. Üçgenlerin ikişer kenarları yeşil çinilerle süslenmiştir. İçerisinde çinilerle süslü güzel bir mihrabı da vardır.
MERAM (HASBEY) MESCİDİ
Konya’nın tarihi bir mesire yeri olan Meram’dadır. Karamanoğlu Mehmet II. De Hasbey oğlu Mehmet adına yapılmıştır. Kesme taşlardan yapılmış, üzeri toprak damla örtülmüştür. Minberi çok sadedir. Caminin yanında birde Dar-ül huffaz vardır. Kare planı üzerine yapılmıştır. Bugün çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.
ALİ EFENDİ MUALLİMHANESİ
Şerefattin Camii civarındadır. Müderris Ali Efendi tarfından Kuran kursu olarak yaptırılmıştır. Kare plan üzerine taşlardan yapılıdır. Üzeri büyük bir kubbe ile kapatılmıştır. Bugün çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.
NASUH BEY DAR-ÜL HUFFAZI
İstasyon caddesi üzerindedir. Karamanoğlu İbrahim Bey II. Zamanında Kadıoğlu Nasuh Bey tarafından yaptırılmıştır Kare plan üzerine taşlardan yapılıdır. Üzeri sekiz köşeli bir tanbura oturan yüksekçe bir kubbe ile kapatılmıştır. Üç kubbeli bir revakı varken bugün yıkılmıştır.
TÜRBELER
YEŞİL TÜRBE (KUBBE-İ HADRA)
Dört fil ayağı sütun üzerine bir Selçuklu şaheseridir. Kubbeyi hadranın ve kalkamı dıştan 16 dilimli bir külahı vardır. Külahla silindir gövdenin birleştiği yerde Ayet-Ül Kürsi yazılıdır. Kubbe muhtelif motifler süs ve kufi ayetlerle bezenmiştir. Kubbenin altında Mevlâna ve Sultan Veled yatmaktadır. Mezar üzerinde en son Abülhamit II.’nın hediye ettiği altın sim işli bir puşide örtülüdür. Kubbenin doğusunda Sultan – Ü1- Ülema’nın kabri bulunmaktadır. Selçuklu ağaç işlemeciliğinin bir şaheseri olan sandukası yüksekçedir. Arka cephesi görülmediğinden ayakta imiş hissini verir. Bu sanduka Mevlâna için yapılmış, bilahare babasının üzerine kaldırılmıştır. SULTANLAR TÜRBESİ
Alaeddin Camii içinde kuzeyde, klasik Selçuklu türbeleri tipindedir. Gövdesi kesme taşlardan on yüzlü prizma şeklinde yükselmiş, üzeri tuğladan on köşeli bir pramitle örtülmüştür. Türbe, Sultan Kılınçaslan tarafından yaptırılmıştır. Türbede sekiz çinili sanduka vardır. Aşağıda isimleri yazılı Selçuklu Sultanları; Sultan Mesud I, Kılınçaslan II, Rükneddin Süleymen II, Gıyaseddin Keyhüsrev I. Alaeddin Keysubat I. Gıyaseddin Keyhüsrev II, Kılınçaslan IV, Gayseddin Keyhüsrev III medfun bulunmaktadır.
TAVUSBABA TÜRBESİ
Konyanın tarihi bir mesire yeri ola meram’dadır. I. Alaeddin Kuykubat Devrinde Konya’da ölmüş olan Şeyh Tavus Mehmet-el Hindi’ye aittir. Taş ve tuğladan yapılmış, Tonas kubbeli sade bir eserdir.
ATEŞ BAŞ VELİ TÜRBESİ
Eski Meram yolu üzerindedir. Klasik Selçuklu Kümbetleri tipindedir. Türbe 1285 yılında ölen Mevlevi Ataşy-Baz Yusuf’a aittir Kesme taşlardan sekiz köşeli gövde sekizgen pramit tuğla örtülü bir külahla yaptırılmıştır. Taş söveli kemerli kapısının altında mezar mahsenine inilen bir de kapısı mevcuttur.
GÖMEÇ HATUN TÜRBESİ
Musalla Mezarlığındadır. Selçuklu türbeleri arasında değişik bir karakteri vardır. Bodrum, sivri kemerli beşik tonozlu bir eyvandan müteşekkildir. Büyük bir kısmı kesme taştan, geri kalan kısmı ise tuğladan örülmüştür. Dış görünüş itibariyle bir kaleyi andırmaktadır. Eyvan kemerlerin içinde mozayiklerle süslenmiştir. Türbenin Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Kılıç Aslan’ın karısı IV. Gömeç Hatun’a ait olduğu söylenmektedir.
KESİKBAŞ TÜRBESİ
Kalenderhane Mahallesindedir. Kime ait olduğu bilinmemektedir. Klasik Selçuklu türbe örneklerine uygun olarak yapılmıştır Sekizgen bir kaidesi ve gövdesi vardır. Sekizgen bir piramitle örtülmüştür.

TAHİR İLE ZÜHRE TÜRBE VE MESCİDİ
Beyhekim mahallesindedir. Türbe halk hikayelerine geçmiş Tahir ile Zühre’ye aittir Tuğla örtülü bir kubbe olarakyapılmıştır Mescidin doğusunda tuğla moziyiklerle küçük portale oradan çapraz kubbeli bir dehlize oradan da bir kapı ile mescide geçilmektedir. Türbenin alçı relyeflerle süslü bir mihrabı vardır.
EMİR NURETTİN TÜRBESİ
Sephavan Mahallesindedir. Selçuklu emiri Nurettin’e aittir. Sekiz köşeli bir plan üzerne kesme taşlarla yapılmış ve sekizgen bir külahla üzeri kapatılmıştır.
TAÇ-ÜL VEZİR TÜRBESİ
Dede Bahçesi civarındadır. (Kültür Fuar) Klasik Selçuklu kümbetleri tipinde bir külliyeye dahil olarak yapılmıştır. Bu gün külliyede yalnız türbe kalmıştır. Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat I, Gıyasettin Keyhüsrev II, emirlerden Taç – Ül Vezir Seyit tarafından sekizgen bir gövde üzerine sekizgen bir pramit külahtan tuğla ile yaptırılmıştır. İçerisi sekizgen nişle süslenmiş, yuvarlak bir kubbe ile örtülmüştür.
ALİ GAV ZAVİYESİ VE TÜRBESİ
Tarla mahallesindedir. XIV. Yüzyılda inşa edilmiş, medresede bulunan bir zaviyesidir. XV. yüzyılda yaşamış Hacı Bayram-ı Veli ahvalinden Ali Gav Baba metfundur. Eyvanı ve dört odası vardır.
BURHANEDDİN FAKİH TÜRBESİ
Burhandede mahallesindedir. 1454 yılında bilgin ve mutasavvıf Burhaneddin Fakih Paşa için yaptırılmıştır. Kare bir plana oturan gövde sekiz köşeli ikinci bir gövde ile tamamlanmakta ve örtü pramit bir külahla son bulmaktadır. Türbenin içten tuğla örgülü bir kubbe ile örtülüdür. Basit bir sandukası ve mermer kitabesi mevcuttur.

gölge
YORUMLAR (Bu yazıya 1 defa yorum yapılmış.)
  • 04 Aralık 2011 tarihinde fatih kaya dedi ki;

    özürlü olan kişiler kuraya tabimi indirim var mı konu hakkında yardımlarınızı rica ederim.konya selçuklu yazır mahallesinde tekrar toki evleri yapılacak mı?

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum:
    gölge

    Benzer Yazılar

    F.Bahçe’de coach Spahija kendisine çeki düzen vermesi için Jerrels’ı İstanbul’da bıraktı. Şube direktörü Karakaş... 
    Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca, Konya Akören Toplu Konut Uygulaması kapsamında toplam 22 konut; ön şartsız, kurasız başvuru... 
    İç Anadolunun en büyük kentlerinden birisi olan Konya Kadınhanı’da toki tarafından yapımı devam eden evler için bilgiler aşağıdaki... 
    gölge

    Çeşitli Yazılar

    Denizli – Irlıganlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca, Denizli – Irlıganlı toplu konut uygulaması kapsamında 3 adet konut;... 
    İstanbul Çekmeköy Taşdelen’de inşa edilen Grand Slam Properties projesinde konut fiyartları 168 bin TL’den başlayıp 480 bin... 
    Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca 160 konutluk Akşehir Kozağaç Alt Gelir Grubu kapsamında yer alan ve TOKİ stokunda bulunan 27 adet konut;... 
    İstanbul Tuzla Emlak Konutları 1. Etap 1. kısım: Emlak Konut G.Y.O. A.Ş. projesi olan bu proje henüz ilan sürecindedir. Yapımına başlanmamış... 
    gölge